F. Serkan Öngel ve Uygar Dursun Yıldırım (der.), Krize Karşı Kooperatifler: Deneyimler, Tartışmalar, Alternatifler, İstanbul: NotaBene Yayınları, 2019, 384 s. ISBN: 978-605-260-216-4.
F. Serkan Öngel ve Uygar Dursun Yıldırım tarafından derlenen Krize Karşı Kooperatifler, kooperatifleri ekonomik krizler, dayanışma, kolektif örgütlenme ve alternatif ekonomik ilişkiler bağlamında ele alan disiplinlerarası bir derlemedir. Kitap, kooperatifleri yalnızca belirli bir işletme veya mülkiyet biçimi olarak değil, piyasa ilişkilerinin ve ekonomik krizlerin yarattığı toplumsal sorunlara karşı geliştirilen kolektif örgütlenme deneyimleri olarak tartışır. Türkiye’deki tarihsel ve güncel deneyimleri uluslararası gelişmelerle birlikte ele alarak kooperatifçiliğin olanaklarını ve sınırlarını farklı boyutlarıyla değerlendirmeyi amaçlar.
Kitabın hareket noktalarından biri, neoliberal dönüşümle birlikte sendikalar, kooperatifler ve diğer kolektif örgütlenme biçimlerinin zayıflaması ile ekonomik ve toplumsal krizlerin derinleşmesi arasındaki ilişkidir. Derleyenler, özellikle 1970’lerden itibaren gelişen küreselleşme sürecinin kolektif hareket etme ve dayanışma zeminlerini aşındırdığına dikkat çekerken, günümüzde ekonomik krize gıda, ekoloji ve kentsel hizmetler alanlarındaki krizlerin de eşlik ettiğini vurgular. Bu koşullar altında üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerinin dayanışma, işbirliği ve yatay örgütlenme temelinde yeniden kurulmasına yönelik kooperatif deneyimleri yeniden önem kazanmaktadır.
Derleme, Türkiye’de kooperatifçiliğin devlet, yerel yönetimler ve sendikalarla kurduğu ilişkileri tarihsel ve güncel örnekler üzerinden inceler. Belediye-kooperatif ilişkileri ve alternatif kamusallık arayışları İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Tire Süt Kooperatifi ile Ovacık Belediyesi ve Ovacık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi gibi deneyimler üzerinden ele alınırken, tarımsal kooperatifçilik ve Fiskobirlik örneği de devlet politikaları ve tarımın dönüşümü bağlamında tartışılır. Güncel tüketim kooperatiflerinden Kadıköy Kooperatifi ise dayanışmacı üretim ve tüketim ilişkileri, gıda sistemi ve yeni örgütlenme pratikleri açısından incelenir.
Kitabın önemli eksenlerinden biri sendikalar ile kooperatifler arasındaki tarihsel ilişkidir. Türkiye’de sendikaların yalnızca ücret ve çalışma koşullarıyla sınırlı kalmayan faaliyetleri; tüketim ve yapı kooperatifleri, işçi pazarları, eğitim ve dinlenme tesisleri ve üretim girişimleri üzerinden ele alınır. Özellikle Türkiye Maden-İş Sendikası’nın MİTES, MİGSAN ve MİPAŞ deneyimleri, işçi hareketinin üretim ve tüketim alanlarında alternatif kurumlar yaratma arayışlarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Derleme aynı zamanda 1970’lerde tartışılan “halk sektörü” yaklaşımını ve sendikal hareket içindeki farklı siyasal değerlendirmeleri de ele alarak kooperatifçilik ile daha geniş toplumsal dönüşüm projeleri arasındaki ilişkiyi tartışmaya açar.
Çalışma Türkiye ile sınırlı değildir. 2008 krizi sonrasında kooperatiflerin uluslararası ölçekte yeniden önem kazanması, neoliberal küreselleşme karşısındaki konumları ve Avrupa Birliği’nin kooperatiflere yönelik politikaları da kitabın tartışma alanları arasındadır. Bunun yanında kooperatiflerde kurumsal yönetim ve temsilcilik teorisi gibi konuların ele alınması, kooperatiflerin demokratik ve dayanışmacı niteliklerinin örgütsel ve yönetsel sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceğini gösterir. Böylece kitap, kooperatiflerin krizlere karşı otomatik bir çözüm olduğunu varsaymak yerine, bunların içinde faaliyet gösterdikleri piyasa, devlet ve kurumsal yapılarla ilişkilerini de sorgular.
Krize Karşı Kooperatifler, Türkiye’de kooperatifçiliği dayanışma ekonomisi, sendikal hareket, yerel yönetimler, alternatif kamusallık ve toplumsal dönüşüm tartışmalarıyla birlikte ele alan önemli bir kolektif çalışmadır. İşçi denetimi ve özyönetim açısından özellikle sendika-kooperatif deneyimleri, işçilerin üretim ve tüketim alanlarında oluşturdukları kolektif kurumlar ve demokratik yönetim sorunları önem taşır. Bununla birlikte kitap kooperatifçiliği yalnızca işçi özyönetimine indirgemez; tarımsal ve tüketici kooperatiflerinden belediye-kooperatif ilişkilerine ve uluslararası kooperatifçilik politikalarına kadar daha geniş bir alanı kapsar. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de kooperatiflerin tarihsel deneyimlerini ve günümüzde yeniden ortaya çıkan alternatif arayışları birlikte değerlendirmek için kapsamlı bir başvuru kaynağı sunar.