Kitap: Grevden İşgale Singer Eylemleri (1964-1967-1969) – Zafer Aydın

Zafer Aydın, Grevden İşgale Singer Eylemleri (1964-1967-1969), İstanbul: Sosyal Tarih Yayınları, 2015, 222 s. ISBN: 978-605-4513-25-3.

Zafer Aydın’ın Grevden İşgale Singer Eylemleri (1964-1967-1969) adlı çalışması, Singer işçilerinin 1960’lı yıllarda gerçekleştirdiği üç önemli mücadeleyi Türkiye işçi hareketinin dönüşümü bağlamında inceleyen ayrıntılı bir işçi tarihi çalışmasıdır. Kitap, 1964’te Singer Dikiş Makineleri fabrikasında gerçekleştirilen grevi, 1967’de Singer satış mağazalarında başlayan uzun süreli grevi ve 1969’da fabrikanın işgal edilmesini birbirini izleyen mücadele deneyimleri olarak ele alır. İşçi ve sendikacı tanıklıklarını dönemin sendikal yayınları, gazeteleri ve arşiv belgeleriyle bir araya getiren Aydın, Singer’deki mücadelelerin grevden doğrudan fabrika işgaline uzanan gelişimini ortaya koyar.

Kitabın ilk bölümleri, Singer mücadelelerini Türkiye’de sendikal hakların ve grev hakkının tarihsel gelişimi içinde konumlandırır. 1963’te grev ve toplu sözleşme hakkının yasal güvenceye kavuşmasının hemen ardından gerçekleşen 1964 Singer grevi, yeni dönemin erken işçi eylemlerinden biri olarak incelenir. Maden-İş’in örgütlenme girişimi, Çelik-İş ile yaşanan sendikal rekabet, işverenin baskıları ve grevin örgütlenmesinde karşılaşılan sorunlar üzerinden Aydın, yasal hakların varlığı ile bu hakların işyerinde fiilen kullanılabilmesi arasındaki gerilimi gösterir. Grevin yenilgiyle sonuçlanması ise daha sonraki Singer mücadelelerinin anlaşılması açısından önemli bir deneyim olarak değerlendirilir.

Çalışmanın bir diğer ayağını 1967’de Singer satış mağazalarında gerçekleştirilen ve yaklaşık beş buçuk ay süren grev oluşturur. Aydın, ekonomik bakımdan istenen sonuçları yaratmayan bu mücadeleyi yalnızca başarısız bir grev olarak değerlendirmez. Özellikle beyaz yakalı çalışanların işverenin otoriter yönetim anlayışına ve çalışma koşullarına karşı örgütlenmesi, grevin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkar. Böylece kitap, Singer’deki mücadeleyi yalnızca ücret ve sosyal hak talepleri üzerinden değil, işverenin işyeri üzerindeki otoritesine karşı gelişen kolektif itiraz açısından da ele alır.

Kitabın merkezindeki 1969 Singer fabrika işgali ise önceki mücadelelerin birikiminin daha radikal bir doğrudan eylem biçimine dönüşmesini gösterir. İşçilerin sendika değiştirme ve Maden-İş’te örgütlenme girişimine karşı işverenin uyguladığı baskılar, işten çıkarmalar ve sendikal örgütlenmenin engellenmesi sonucunda işçiler fabrikayı işgal ederler. İşgal öncesinde gizli biçimde yürütülen örgütlenme, görev dağılımları ve eylem hazırlıkları kitapta tanıklıklar üzerinden ayrıntılı biçimde aktarılır. İşçilerin talepleri arasında Maden-İş’in tanınmasının yanı sıra işten çıkarılanların geri alınması, çalışma süresinin azaltılması, iş güvencesinin sağlanması, ücretlerin artırılması ve çeşitli sosyal hakların geliştirilmesi bulunur.

Aydın, Singer işgalini işçilerin sendika seçme özgürlüğünü ve işyeri üzerindeki söz haklarını fiilî mücadele yoluyla savundukları bir deneyim olarak değerlendirir. İşverenin mülkiyetindeki üretim mekânının geçici olarak işçiler tarafından işgal edilmesi, işverenin yönetim otoritesinin doğrudan sorgulanmasını beraberinde getirir. Bu nedenle Singer deneyimi kalıcı bir işçi özyönetimi girişimi olmamakla birlikte, işçilerin işyeri üzerindeki mevcut güç ve karar ilişkilerine müdahale ettiği; sendikal özgürlüklerin, işyeri demokrasisinin ve doğrudan eylemin sınırlarını genişlettiği önemli bir işgal deneyimi niteliğindedir.

Grevden İşgale Singer Eylemleri, aynı zamanda bu mücadeleleri 1960’ların yükselen işçi, gençlik ve toplumsal muhalefet hareketleriyle ilişkilendirir. Singer’ın Amerikan kökenli bir şirket olması, özellikle 1967 ve 1969 eylemlerinin dönemin anti-emperyalist siyasal atmosferi içinde daha geniş bir anlam kazanmasına yol açarken, öğrenci ve gençlik hareketlerinin Singer işçileriyle kurduğu dayanışma da kitapta ele alınır. Bu yönüyle çalışma, 1964’teki grevden 1969’daki fabrika işgaline uzanan süreci yalnızca tek bir işletmenin sendikal mücadele tarihi olarak değil, Türkiye’de işçilerin örgütlenme, doğrudan eylem, işyeri demokrasisi ve işveren otoritesine müdahale biçimlerinin dönüşümünü gösteren önemli bir tarihsel deneyim olarak incelemektedir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top