Abdullah Aysu, Kooperatifler, İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi, 2019, 136 s. ISBN: 978-975-2498-97-6.
Abdullah Aysu’nun Kooperatifler kitabı, Türkiye’de özellikle tarımsal kooperatifçiliğin tarihsel gelişimini, mevcut yapısını ve küçük ve orta ölçekli üreticiler açısından taşıdığı olanakları ve sorunları ele alan bir çalışmadır. Kooperatifçiliği yalnızca ekonomik bir işletme veya pazarlama modeli olarak değerlendirmeyen Aysu, onu çiftçilerin tüccarlar, sanayiciler, büyük toprak sahipleri ve giderek güçlenen tarım-gıda şirketleri karşısında kolektif biçimde örgütlenmelerinin bir aracı olarak ele alır. Kitabın temel sorularından biri, kooperatiflerin üreticilerin ekonomik ve toplumsal çıkarlarını gerçekten koruyan demokratik örgütlenmelere nasıl dönüşebileceğidir.
Kitap, kooperatifçiliğin tarihsel gelişiminden hareket ederek Türkiye’deki farklı tarımsal kooperatif yapılarını ve bunların geçirdiği dönüşümleri inceler. Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri, tarım kredi kooperatifleri, köy kalkınma ve tarımsal kalkınma kooperatifleri ile tarımsal üretici birlikleri ayrı ayrı ele alınırken, devletin kooperatifler üzerindeki etkisi ve vesayeti de sorgulanır. Köy-Koop deneyimi demokratik kooperatifçilik açısından özellikle değerlendirilirken, üreticilerin karar süreçlerinden uzaklaştırıldığı ve yukarıdan şekillendirilen örgütlenme biçimleri eleştirilir. Böylece Aysu, kooperatifin hukuki biçiminin tek başına demokratik ve üretici yanlısı bir örgütlenme yaratmaya yetmediğini gösterir.
Çalışmanın merkezinde küçük ve orta ölçekli çiftçilerin üretimden pazarlamaya kadar ekonomik süreçler üzerinde daha fazla söz ve denetim sahibi olması bulunur. Aysu, mevcut tarım ve gıda sisteminde üretici ile tüketici arasına giren aracı yapıların üreticinin gelirini azaltırken tüketicinin ödediği fiyatı yükselttiğini vurgular. Buna karşı üretici ve tüketici kooperatifleri arasında doğrudan ilişkilerin geliştirilmesini; üreticilerin yalnızca hammaddenin üreticisi olarak kalmayıp işleme, paketleme ve pazarlama aşamalarında da örgütlü biçimde yer almasını savunur. Böyle bir yapı, üreticilerin yarattıkları katma değerden daha fazla pay alabilmelerinin yanı sıra tüketicilerin de gıdanın nerede, kim tarafından ve hangi koşullarda üretildiğini bilmelerine olanak sağlayabilir.
Aysu açısından her kooperatif kendiliğinden demokratik veya alternatif değildir. Kitap boyunca devlet vesayeti altında veya yukarıdan aşağıya örgütlenen kooperatifçilik ile üreticilerin doğrudan katılımına dayanan demokratik, bağımsız ve aşağıdan yukarıya örgütlenen kooperatifçilik arasında belirgin bir ayrım yapılır. “Ne Yapmalı?” ve “Nasıl Yapmalı?” bölümlerinde bu yaklaşım somutlaştırılarak, yerel üretici örgütlenmelerinden başlayıp daha üst ölçeklere doğru gelişen demokratik ve federatif bir yapılanma savunulur. Üyelerin yalnızca kooperatifin ekonomik faaliyetlerinden yararlanan kişiler değil, karar alma ve denetim süreçlerinin gerçek özneleri olması gerektiği vurgulanır.
Kitapta kooperatifçilik aynı zamanda yerel üretimin, ekolojik çeşitliliğin ve gıda egemenliğinin korunmasıyla ilişkilendirilir. Küçük çiftçilerin yerel bilgiye ve üretim deneyimine dayanan üretiminin şirketleşmiş ve endüstriyel tarım karşısındaki önemi tartışılırken, sağlıklı ve ekolojik üretimin nasıl örgütlenebileceği de ele alınır. Katılımcı Garanti Sistemleri gibi üretici ile tüketici arasındaki doğrudan güven ve denetim ilişkisini güçlendiren uygulamalar bu bağlamda değerlendirilir. Gıda egemenliği ise yalnızca sağlıklı gıdaya erişim meselesi olarak değil, çiftçilerin neyi ve nasıl üreteceklerine karar verebilmeleri, üretim süreçleri üzerindeki denetimlerini korumaları ve tarım politikalarının belirlenmesine katılmalarıyla bağlantılı daha geniş bir demokratik sorun olarak ortaya konur.
Kooperatifler, bu yönüyle kooperatifçiliği küçük üreticilerin ekonomik dayanışmasının ötesinde demokratik örgütlenme, kolektif denetim ve ekonomik özerklik meselesi olarak tartışan bir çalışma niteliğindedir. İşçi denetimi ve özyönetim tartışmaları açısından kitabın özellikle aşağıdan örgütlenme, üyelerin karar süreçlerine doğrudan katılımı, üretim ve pazarlama üzerinde kolektif denetim ve örgütsel bağımsızlık konularındaki vurguları önem taşır. Aysu’nun yaklaşımı, kooperatiflerin alternatif niteliğinin yalnızca kooperatif mülkiyetinden değil, üyelerin örgütün ve ekonomik faaliyetlerin yönetiminde ne ölçüde gerçek söz ve karar sahibi olduklarından kaynaklandığını gösterirken; demokratik kooperatifçiliği gıda egemenliği, ekolojik üretim ve üretici-tüketici dayanışmasıyla birlikte düşünmek için kapsamlı bir çerçeve sunar.