Yaşamı Örgütleyen Deneyimler: Kadınlar Dayanışma Ekonomilerini ve Kooperatifleri Tartışıyor

Özlem Saadet Işıl ve Selma Değirmenci (der.), Yaşamı Örgütleyen Deneyimler: Kadınlar Dayanışma Ekonomilerini ve Kooperatifleri Tartışıyor, İstanbul: NotaBene Yayınları, 2020, 344 s. ISBN: 978-605-260-253-9.

Özlem Saadet Işıl ve Selma Değirmenci tarafından derlenen Yaşamı Örgütleyen Deneyimler, dayanışma ekonomilerini, kooperatifleri ve farklı kolektif örgütlenme deneyimlerini toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alan disiplinlerarası bir çalışmadır. Kadın araştırmacıların kuramsal tartışmalarını ve saha çalışmalarını bir araya getiren kitap, patriyarkal kapitalizmin kadın emeği ve yaşamı üzerindeki etkilerinden hareketle, dayanışmacı ekonomik örgütlenmelerin kadınlar açısından nasıl olanaklar ve çelişkiler barındırdığını sorgular. Temel meselelerden biri, kooperatifler ve dayanışma ekonomilerinin kadınlar için özgürleştirici mücadele alanları yaratıp yaratmadığı veya mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini farklı biçimlerde yeniden üretip üretmediğidir.

Kitabın önemli özelliklerinden biri, kadınların dayanışma ekonomilerindeki yerini yalnızca kadın kooperatifleri üzerinden tartışmamasıdır. Kooperatifler, kolektifler, özörgütlenmeler, işçi fabrikaları, patronsuz çalışma alanları, inisiyatifler ve farklı dayanışmacı örgütlenmeler daha geniş bir alternatif ekonomi alanının parçaları olarak değerlendirilir. Bu yapıların içinde toplumsal cinsiyet ilişkilerinin nasıl şekillendiği, kadınların karar süreçlerine ne ölçüde katıldığı ve alternatif ekonomik örgütlenmelerin toplumsal yeniden üretim alanındaki eşitsizlikleri dönüştürüp dönüştüremediği sorgulanır. Böylece kooperatif veya kolektif örgütlenme biçiminin tek başına demokratik ve özgürleştirici ilişkileri garanti etmediği vurgulanır.

Derleme, dayanışma ekonomilerinin kuramsal tartışmaları ile Türkiye’deki somut örgütlenme deneyimlerini bir araya getirir. Patriyarka ve dayanışma ekonomileri, alternatif ekonomiler, müşterekleşme ve gıda gibi kavramsal tartışmaların yanında Türkiye’de kadın kooperatiflerinin gelişimi ve bu alandaki politikalar sınıf ve toplumsal cinsiyet perspektiflerinden değerlendirilir. Kadın emeğinin gıda üretimindeki konumu, bakım emeğinin eşitsiz bölüşümü ve kadınların ekolojik üretim süreçlerindeki örgütlenmeleri gibi konular da farklı saha araştırmaları üzerinden ele alınır. Böylece dayanışma ekonomilerinin olanakları yalnızca ekonomik ilişkiler açısından değil, emek, toplumsal yeniden üretim ve cinsiyet ilişkilerinin dönüşümü açısından da tartışılır.

Kitabın kapsamı kooperatiflerden müştereklere, ekolojik üretimden kırsal kalkınmaya ve kentsel kolektif örgütlenmelere kadar uzanır. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ekolojik üretici kooperatifleri ve kolektifler, Kavar Havzası’ndaki kırsal kalkınma deneyimi, İstanbul’daki kolektif bostanlar ve gıda toplulukları gibi örnekler üzerinden dayanışmacı örgütlenmelerin farklı mekânsal ve toplumsal biçimleri incelenir. Bu deneyimler, kadınların yalnızca mevcut ekonomik yapılara katılımını değil, üretim, tüketim, bakım, gıda ve müştereklerin örgütlenme biçimlerini dönüştürme potansiyellerini de görünür kılar.

Yaşamı Örgütleyen Deneyimler, dayanışma ekonomilerinin özgürleştirici potansiyeli ile patriyarkal ve kapitalist ilişkileri yeniden üretme riski arasındaki gerilimi eleştirel biçimde tartışır. Kadın kooperatiflerinin yaygınlaşması kadınların kolektif örgütlenmesi ve ekonomik güçlenmesi açısından yeni imkânlar yaratırken, kadınların geleneksel olarak üstlendikleri üretim ve bakım faaliyetlerinin güvencesiz koşullarda devam etmesi riskini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle kitap, alternatif ekonomik örgütlenmelerin yalnızca mülkiyet veya hukuki biçimlerine değil, bu yapıların içindeki işbölümüne, karar süreçlerine, toplumsal cinsiyet ilişkilerine ve demokratik katılım biçimlerine bakmayı önerir.

Bu yönüyle Yaşamı Örgütleyen Deneyimler, dayanışma ekonomileri, kooperatifçilik ve kolektif özörgütlenme tartışmalarına feminist ve toplumsal cinsiyet merkezli bir perspektif kazandıran önemli bir başvuru kaynağıdır. İşçi denetimi ve özyönetim açısından da kitabın ortaya koyduğu temel soru önemlidir: alternatif ve kolektif bir örgütlenmenin gerçekten özgürleştirici olabilmesi için yalnızca sermayenin veya geleneksel işletme yapısının denetiminden çıkması yeterli midir, yoksa örgütlenmenin kendi içindeki toplumsal cinsiyet temelli işbölümü, iktidar ilişkileri ve karar mekanizmalarının da dönüştürülmesi gerekir mi? Kitap bu soruyu kadın kooperatiflerinden müştereklere, gıda topluluklarından ekolojik kolektiflere uzanan farklı deneyimler üzerinden tartışarak, demokratik ve dayanışmacı ekonomik örgütlenmenin toplumsal cinsiyet boyutunu görünür kılar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top