Riding for Deliveroo

Callum Cant, Riding for Deliveroo: Resistance in the New Economy, Cambridge: Polity Press, 2019, 180 s. ISBN: 978-1-5095-3550-7.

Callum Cant’ın Riding for Deliveroo kitabı, platform ekonomisindeki çalışma ilişkilerini bir Deliveroo kuryesinin doğrudan çalışma deneyiminden hareketle algoritmik denetim, güvencesizlik ve işçi direnişi arasındaki ilişki üzerinden inceler. Cant, Brighton’da Deliveroo için kurye olarak çalışırken edindiği deneyimleri işçi soruşturması yaklaşımıyla birleştirerek, platformların vaat ettiği esneklik ve bireysel özgürlük söyleminin arkasındaki çalışma rejimini ele alır. Bu yönüyle kitap, platform emeğini yalnızca dışarıdan gözlemleyen bir çalışma değil, çalışma sürecinin içerisinden geliştirilmiş bir incelemedir.

Kitabın temel meselelerinden biri platform şirketlerinin emek sürecini nasıl denetlediğidir. Deliveroo geleneksel bir işyerinin fiziksel ve yönetsel yapısına sahip olmamasına rağmen, uygulama ve algoritmalar aracılığıyla işin dağıtılması, performansın izlenmesi ve çalışma temposunun düzenlenmesi üzerinde önemli bir kontrol kurar. Platform ekonomisinin görünürde bağımsız ve dağınık çalışan işçileri, dijital teknolojiler aracılığıyla yeni bir emek denetimi rejimine tabi tutulmaktadır. Cant böylece platform kapitalizminin teknolojik yeniliğini, emek sürecindeki iktidar ve denetim ilişkileriyle birlikte değerlendirir. Kitabın “The Job” ve “The System of Control” bölümleri özellikle bu çalışma rejimine ayrılmıştır.

Ancak Riding for Deliveroo platform işçilerini algoritmalar karşısında pasif ve atomize bireyler olarak tasvir etmez. Kitabın önemli bölümünü, kuryelerin gündelik ilişkiler, mesajlaşma grupları ve gayriresmî ağlar aracılığıyla birbirleriyle bağlantı kurmaları ve bu ilişkilerin zamanla kolektif eyleme dönüşmesi oluşturur. Cant, dijital olarak yönetilen ve mekânsal olarak dağınık bir işgücünün de kolektif kimlik, dayanışma ve örgütlenme kapasitesi geliştirebildiğini gösterir. Bu süreç özellikle 2016’da Londra’daki Deliveroo kuryelerinin mücadeleleri ve daha geniş bir grev ve protesto dalgası üzerinden ele alınır.

Bu nedenle kitabın merkezinde yalnızca çalışma koşullarının eleştirisi değil, yeni platform işçi mücadelelerinin oluşumu vardır. Cant, kuryelerin ücretlendirme sistemleri ve çalışma koşullarındaki değişikliklere karşı geliştirdikleri direnişleri, daha uzun bir güvencesiz işçi mücadeleleri tarihi içerisine yerleştirir. Algoritmik yönetimin işçileri parçalama ve bireyselleştirme eğilimi ile işçilerin yeni kolektif örgütlenme biçimleri geliştirme kapasitesi arasındaki gerilim, kitabın temel eksenlerinden birini oluşturur. “A Short History of Precarious Militants”, “The Strikes” ve “A New Wave” bölümleri bu tarihsel ve örgütsel bağlantıyı geliştirir.

Kitabın son bölümleri bu mücadelelerden hareketle platform ekonomisinin geleceğini ve işçilerin çalışma süreci üzerindeki güçlerini genişletme olanaklarını tartışır. Böylece mesele yalnızca platform işçilerinin mevcut koşullar altında daha iyi ücret veya haklar kazanmasıyla sınırlı kalmaz; teknolojinin, iş organizasyonunun ve üretim ilişkilerinin kim tarafından ve hangi amaçlarla denetlendiği sorusuna doğru genişler. Platform teknolojisinin kendisi değişmez ve tarafsız bir yapı olarak değil, işçiler ile sermaye arasındaki güç ilişkileri içerisinde şekillenen bir çalışma altyapısı olarak ele alınır.

Riding for Deliveroo bu bakımdan dijital emek ve platform kapitalizmi literatürünü işçi örgütlenmesi ve sınıf mücadelesi tartışmasıyla doğrudan birleştiren bir çalışmadır. Algoritmik denetim ile işçi direnişini aynı emek sürecinin iki karşıt dinamiği olarak ele alması, kitabı dijital emek üzerindeki sermaye denetiminin yanı sıra bu denetime karşı gelişen kolektif örgütlenme biçimlerini anlamak açısından da önemli kılar. Deliveroo örneği üzerinden yürütülen inceleme, platform kapitalizminde işçi gücü, örgütlenme ve çalışma süreci üzerindeki demokratik denetim tartışmaları için somut bir zemin sunar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top