Gestión Obrera: del fragmento a la acción colectiva

Anabel Rieiro ve Gerardo Sarachu (der.), Gestión Obrera: del fragmento a la acción colectiva, Montevideo: Universidad de la República / Editorial Nordan-Comunidad, 2009, 272 s. ISBN: 978-9974-0-0669-0.

Gestión Obrera: del fragmento a la acción colectiva, başta Uruguay olmak üzere Arjantin ve Brezilya’daki işçilerce geri kazanılan işletmeleri, işçi özyönetimini ve ortaklaşa çalışma deneyimlerini ele alan bir derlemedir. Çalışma, ekonomik kriz ve işletme kapanmaları karşısında işçilerin üretimi yeniden başlatmalarını yalnızca istihdamı korumaya yönelik bir tepki olarak değil, işin örgütlenmesi, kolektif eylem ve toplumsal ilişkilerin dönüşümü açısından inceler. Derleme bu doğrultuda geri kazanılmış işletmeleri, işçilerin kapitalist işletmenin yerleşik yönetim ve denetim biçimleriyle karşı karşıya geldikleri açık uçlu toplumsal deneyimler olarak ele alır.

Kitabın temel meselelerinden biri, işletmenin işçiler tarafından devralınması ile gerçek anlamda işçi özyönetiminin kurulmasının aynı şey olmadığıdır. İşçiler üretime ilişkin önemli teknik ve pratik bilgilere sahip olsalar da kapitalist işletmede yönetim, finans, ticaret ve idare bilgisi genellikle patronlar ve yöneticilerde yoğunlaşmıştır. Geri kazanma sonrasında bu bilgilerin kolektifleştirilmesi yeni bir öğrenme sürecini gerekli kılar. Yönetim bilgisinin küçük bir grubun elinde yeniden yoğunlaşması ise işçiler arasında yeni güç ve hiyerarşi ilişkilerinin oluşması riskini beraberinde getirir.

Derleme aynı zamanda işyeri demokrasisi ile kapitalist piyasanın zorunlulukları arasındaki gerilimi araştırır. Patronun doğrudan otoritesinin ortadan kalkması, geri kazanılmış işletmeleri piyasa ilişkilerinin dışına çıkarmaz: işletmeler müşterilere, finansmana, teknolojiye ve pazara erişmek; maliyetleri karşılamak ve diğer işletmelerle rekabet etmek zorundadır. Dolayısıyla içeride demokratik karar alma mekanizmaları geliştirilirken dışarıdan gelen verimlilik ve rekabet baskıları bunlarla çatışabilir. Kitaptaki çalışmalar, yönetim teknolojilerinin ve profesyonelleşmenin gerekli olabileceğini, ancak bunların kapitalist işletmeden eleştirel olmayan biçimde devralınmasının özyönetimin kazanımlarını aşındırabileceğini gösterir.

Çalışmanın önemli bir başka yönü, geri kazanılmış işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğini ampirik veriler üzerinden tartışmasıdır. Uruguay’daki çok sayıda geri kazanılmış işletmenin ortaya çıkışı, mücadele biçimleri, işçi sayıları ve sonraki durumları karşılaştırılır; ayrıca 1997–2005 döneminde işçi kooperatiflerinin demografik gelişimi incelenir. Bulgular, işçi kooperatiflerinin geleneksel işletmelere kıyasla olağanüstü yüksek kapanma oranları göstermediğine işaret eder. Bu nedenle önemli sorulardan biri, özyönetimli işletmelerin neden başarısız olduğundan çok bu tür işletmelerin oluşumunu hangi koşulların engellediği ve destek kurumları ile kamu politikalarının bunların gelişimini nasıl kolaylaştırabileceğidir.

Derleme işçi özyönetimini yalnız işletmenin ekonomik performansına da indirgemez. İşçilerin kolektif karar alma süreçlerine katılması, yönetim bilgisini edinmesi, çalışma ilişkilerini yeniden düzenlemesi ve diğer işçiler ile toplumsal hareketlerle dayanışma geliştirmesi, özyönetimin yeni kolektif öznellikler ve toplumsal ilişkiler yaratma potansiyeli açısından tartışılır. Bu nedenle kitabın son bölümleri doğrudan emek içinde ve emek aracılığıyla özgürleşme sorununa yönelir; geri kazanılmış fabrikaların topluluklarla ilişkileri ve daha geniş toplumsal dönüşüm olanakları Gramsci, Foucault ve Holloway gibi düşünürlerden hareketle de değerlendirilir.

Gestión Obrera: del fragmento a la acción colectiva, böylece geri kazanılmış işletmeleri ne yalnızca kriz dönemlerinde istihdamı koruyan kooperatifler ne de kendiliğinden kapitalizm-sonrası işletmeler olarak ele alır. İşçilerin mülkiyet ve yönetimi devralmasının ardından işbölümünü, bilgiyi, otoriteyi, piyasa ilişkilerini ve kolektif karar alma mekanizmalarını nasıl yeniden kurdukları sorusunu merkeze yerleştirir. Uruguay deneyimine ilişkin kapsamlı ampirik malzemeyi Arjantin ve Brezilya’daki tartışmalarla birleştirmesi, derlemeyi işçi denetimi ve özyönetimin olanakları kadar içsel gerilimlerini ve sınırlarını anlamak açısından önemli bir kaynak haline getirir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top